|
Fasulyenin anavatanı Güney Amerika’dır. 16. yüzyılda
Avrupa’ya geldiği, Anadolu’ya ise 250 yıl önce geldiği
bildirilmektedir.
Taze, kuru, konserve, dondurulmuş gıda şeklinde
tüketilen fasulye, ülkemizde özellikle protein
ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol oynar. Taze
fasulye A, B1, B2 ve C vitaminlerince zengindir.
Dünya taze fasulye üretimi 4.310.733 ton olup, üretimin
miktarı bakımından Çin ilk sıradadır. Ülkemiz 514.000
taze fasulye üretimi ile Çin’den sonra dünyada ikinci
sıradadır. Türkiye’de taze fasulye yetiştiriciliği en
fazla Karadeniz Bölgesinde yapılmaktadır. Burada
yapılan yetiştiricilik açık alandadır ve sırık, bodur
çeşitler şeklindedir. Ülke genelinde iller bazında ilk
sırayı Samsun almıştır. Örtüaltı taze fasulye
yetiştiriciliğinin çok büyük bir kısmı Antalya ilinde
yapılmaktadır.
Örtüaltı taze fasulye yetiştiriciliğinde daha önceleri
seralarda boşlukları doldurmak amacıyla direk diplerine
ara ürün şeklinde yapılan taze fasulye, günümüzde ana
ürün olarak yetiştirilmektedir. Bu olgunun değişmesinin
sebebi üreticilerin yeni alternatif sebze arayışı içinde
olmaları ve taze fasulyenin kış aylarında satış
fiyatlarının oldukça yüksek olmasıdır.
Son 15 yıl içerisinde sera yetiştiriciliğine uygun
sırık fasulye çeşitleri geliştirilmiştir. Bu çeşitler
verimli, meyveleri uzun ,enli, kılçıksız ve hastalıklara
dayanıklı çeşitlerdir.
Serada taze fasulye yetiştiriciliğinden üreticiler
ilkbaharda 2-3,5 ton/da ve sonbahar yetiştiriciliğinden
1,5-3 ton/da ürün alabilir. |